Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Kafkas öncülüğündeki “Çukurova Bölgesi için Farklı Bitki Türlerinde Biyotik ve Abiyotik Stres Faktörlerine Karşı Yeni Nesil Islah Stratejileri ile Yeni Çeşitlerin Geliştirilmesi” başlıklı S-ATP projesi, TUBİTAK 1004 Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı çerçevesinde 2023’te hayata geçirildi. Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muzaffer Sümbül’ün de iletişim çalışmaları kapsamında destek verdiği proje, Erciyes Üniversitesi yöneticiliğinde 12 farklı kurumun iş birliğiyle tarımda sürdürülebilir üretim ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmaya yönelik yenilikçi ıslah stratejilerini konu alıyor.
ÇÜ Biyoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından “Çukurova Bölgesi için Farklı Bitki Türlerinde Biyotik ve Abiyotik Stres Faktörlerine Karşı Yeni Nesil Islah Stratejileri ile Yeni Çeşitlerin Geliştirilmesi” başlığı altında yürütülen, ulusal ve uluslararası düzeyde 63 araştırıcı ve toplam 23 bursiyerin yer aldığı S-ATP projesi, beş alt projeye ayrılarak farklı bitki türlerinin geliştirilmesini merkezine alıyor.
İlk Proje “Çilek Islahı”
Prof. Dr. Ebru Kafkas’ın yürütücülüğünü üstlendiği bu alt projede, kurşuni küf ve külleme hastalıklarına toleransı yüksek çilek çeşitlerinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Daha önce Avrupa Birliği Prima ve TUBİTAK destekli MedBerry projesinde belirlenen hastalıklara dayanıklı bireylere, klasik melezleme, marköre dayalı selexiyon ıslahı ve protoplast füzyon tekniğinin optimize edilmesi sayesinde, pestisit kullanımının azaltılması, üreticilerin maliyetlerinin düşürülmesi ve ihracat potansiyelinin artırılması öngörülüyor.
İkinci Proje “Biber Islahı”
Kilis 7 Aralık Üniversitesinden Doç. Dr. Bekir Bülent Arpacı’nın yürüttüğü bu projede, özellikle Akdeniz Havzası gibi kurak bölgelerde biber üretiminde yaşanan tobamovirüs kaynaklı kayıplar ve kuraklık stresiyle mücadele için biyotik ve abiyotik streslere toleranslı biber çeşitleri geliştirilmeye çalışılıyor. Genomik düzeyde yapılan haritalama ve markör geliştirme çalışmaları ile birlikte, verimlilik artışına ve üretimde sürdürülebilirliğe önemli katkılar sağlamayı hedefliyor.
Üçüncü Proje “Turunçgil Anaçlarında Kuraklığa Tolerans”
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Berken Çimen’in yürütücüsü olduğu projede, melezleme ıslahı yöntemiyle geliştirilmiş popülasyonlarda, kuraklığa toleranslı turunçgil anaçları ve ilişkili aday genler belirlenmeye çalışılıyor. Multi QTL mapping yöntemiyle kantitatif özellikleri kontrol eden bölgelerin tespiti hedeflenirken, elde edilecek dayanıklı anaçlar sayesinde meyve üretimi ve ihracatında ülkemize önemli bir katma değer sağlanması bekleniyor.
Dördüncü Proje “Makarnalık Buğday Islahı”
Çukurova Üniversitesi Tarla Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Özkan liderliğinde yürütülen projede, küresel iklim değişikliğine uyum sağlayacak, hem makarnalık hem de irmik sektörünün ihtiyaçlarını karşılayacak durum buğdayı çeşitlerinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Klasik ıslah yöntemleriyle birlikte modern tekniklerinde bir araya getirileceği projede, 1.5K’lık mikroçip (array) kullanılarak marköre dayalı seleksiyon yöntemlerinin etkinliğinin artırılmasına çalışılıyor. Bu sayede bir yandan dışa bağımlılık azaltılırken, diğer yandan gıda güvenliği ve yerli üretim desteklenmesi hedefleniyor.
Beşinci Proje “Tuzluluk Stresine Dayanıklı Acı Dolma Biber”
Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nden Doç. Dr. Bekir Bülent Arpacı tarafından koordine edilen bu alt projede ise, küresel iklim ve kuraklık nedeniyle artan tuzluluk stresine karşı dayanıklı “acı dolma biber” çeşitlerinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Seleksiyon, melezleme ve doku kültürü tekniklerinin kullanıldığı bu çalışmada, Üreticilerin verim kayıplarının önlenmesiyle birlikte, ülkemizin biber ihracatında rekabet gücünü artıracak çözümler sunuyor.
Çukurova Üniversitesinde bir ilk olarak, bilimsel bir projenin ilk aşamadan itibaren bilim iletişim ayağının ÇÜ İletişim Fakültesine bırakıldığı S-ATP Projesi, çoklu disiplinli bir yaklaşımla, yeni nesil bitki çeşitlerinin ıslahının hedefleyen, İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı dayanıklı, üretim maliyetlerinin düşüren, tüketici sağlığının korunması ve ihracat potansiyelinin artırılmasında çoklu kazanımlar sağlayan, kamu kuruluşları, özel sektör ve akademik çevrelerle kurulan işbirliklerinin güçlendirilmesi ile tarımda sürdürülebilirlik ve üretimle hem ulusal hem de küresel yeni çözümler getiriyor.